Truva

     Ünlü Ozan Homeros'un Destanlarına konu olan Troya Savaşlarının cereyan ettiği, M.Ö.3000 - M.S.400 yılları arasında dokuz değişik tabaka halinde yerleşme merkezlerinin mevcut olduğu Troya antik Kenti Çanakkale Merkezine 30 km. uzaklıktadır.Otobüs,minibüs ve taksi günün her saatinde. Truva Atı Truva AtıMitolojiye göre Deniz Tanrıçası Thetis çok alımlı ve çok güzel bir Tanrıçadır. Kronos'un oğlu, Gök Tanrıçası Hera'nın kardeşi ve kocası, Tanrıların Babası ve Kralı Zeus ile Deniz Tanrısı Poseidon bile Thetis ile evlenmeyi çok istemektedirler. Masal bu ya kahinler Thetis'in doğuracağı erkek çocuğun babasından daha güçlü ve akıllı olacağını söylemişlerdir. İşte bu sebebdendir ki Tanrıların Kralı Zeus ve Deniz Tanrısı Poseidon, O'nu, Aikos'un oğlu Teselya Kralı Peleus ile evlendirmeye karar verirler... Olympos'daki şölenlere benzer bir şölen kurulur Pelion (Teselya) Dağında. Bütün Tanrılar ve Tanrıçalar eğlenmekte ve şarkılar söylenmektedir... Ancak, Nifak Tanrıçası Erins unutulmuştur bu görkemli şölene davet edilmeye... Davet edilmediğine çok kızan ve şölen yerine gizlice gelen Erins, üzerinde "TANRIÇALARIN EN GÜZELİNE" yazılı bir altın elmayı şölen masanının üzerine geldiği gibi gizlice bırakır... Bir anda şölene katılanlar arasında huzursuzluk başlamıştır... Erins, adıyla mütenasip bir olayı başlatmış ve nifat tohumlarını saçmıştır.
     İşte o nifak tohumlarıdır ki, yıllarca sürecek meşhur Troya Savaşları'nın başlamasına sebeb olmuştur mitolojiye göre... Şölendeki huzursuzluğun had dereceye ulaştığını gören "Göklerde Gürleyen", "Bulutları Devşiren","Şimşekler Savuran", ve de başının bir işmarı ile Olympos Dağı'nı titreten Tanrıların Kralı Zeus,olaya müdahale etmek ihti- yacını duyar ve Gök Tanrıçası Hera, Zeka Tanrıçası Athena ve Aşk Tanrıçası Afrodit arasından bu seçimin yapılmasına ve seçimi de Olympos Dağı'nın en uzak bir bölümünde oturan, gene kahinlere göre büyüdüğünde ülkesinin başına büyük bir felaket açacağı bilinen, kurban edilmek üzere bir çobana teslim edilen, ancak çobanın merhametiyle ölümden kurtulan bir ölümlü yapacaktır... Tanrıların Babası Zeus böyle istemektedir... Bu ölümlü de, Troya Kralı Priamos'us oğlu Paris'tir. Ida (kaz) Dağı'nda herşeyden habersiz sürülerini otlatmakta olan Paris'in karşısına çıkan bu üç Tanrıça O'na içlerinden hangisinin en güzel olduğunu sorarlar... Elmayı Paris'e teslim ederler. Paris için gerçekten çok zor bir seçimdir bu.. Çünkü üç Tanrıça da çok güzeldir... Paris kararsızlık içersinde iken Tanrıçalar O'nu etkilemek için belki de tarihin ilk rüşvetini teklif ederler...
     Gök Tanrıçası Hera, Paris'e kendisini seçtiği takdirde Asya'nın en güçlü Krallığını vaadeder.. Zeka Tanrıçası Athena ise O'nu dünyanın en bilge kişisi yapacağını.. Ama Aşk Tanrıçası Afrodit'in teklifi Paris için hepsinden daha cazibelidir... Afrodit O'na dünyanın en güzel kadınını vaad eder... Ve Paris, dünyanın en güzel kadınına sahip olabilme uğruna tercihi Aşk Tanrıçası Afrodit için kullanarak, biraz evvel kendisine üç Tanrıça tarafından teslim edilen Altın Elmayı Afrodit'e verir... Hera ve Athena, Paris'in kendilerini seçmediğine çok kızmışlardır ve Paris'in yanından ayrılırken Ondan bunun intikamını çok acı şekilde alacaklarına yemin ederler... Günler geçer aradan, önce Paris asıl ailesinin yanına döner ve günlerden bir gün bir vesile ile evine gittiği Sparta Kralı Menelaus'un genç ve güzel karısı Helana (Güzel Helen)'ya aşık olur ve Aşk tanrıçası Afrodit'in yardımı ile onu Troya'ya kaçırır... Bunu üzerine menelaos'un kardeşi Agamemnon ordusu ile birlikte Troya'ya saldırır... Ve işte Meşhur Troya savaşları başlamıştır artık... Nifak Tanrıçası Erins'in Pelion Dağında saçtığı nifak tohumları yeşermiş ve Aka'lılarla Troyalılara karşı karşıya getirmiştir. Tarihin en kanlı savaşları cereyan etmeye başlamıştır artık...
     Yıllarca süren savaşlar sonucunda Akha'lılar, Troyalıları bir savaş hilesi yapmadan yenmenin mümkün olmayacağını düşünürler. Bunun üzerine içersine Akha'lı kahraman savaşçıların saklandığı bir Tahta At'ı, Troya'nın surlarının dibine bırakarak geri çekilirler... Akha'lıların kaçtığına kanaat getiren Troya'lılar Tahta At'ı içeri alarak eğlenmeye başlarlar... Şölen sarhoşluğu içersinde bulunan Troya'lı nöbetçiler, tahta At'ı içersinden çıkan Akha'lı savaşçılar tarafından öldürülür ve Troya'nın kapıları Akha savaşçılarına açılır... Sonuçta Troya Akha'lılarca işgal edilmiş Troya Kralı Priamos ve oğlu Paris, Thetis'in torunu Neoptelamos tarafından öldürülmüştür... Hera ve Athena ettikleri yemini tutmuş Paris'ten öçlerini almışlardır... Menelaos da karısı Helena'ya yeniden kavuşmuştur. Ünlü Ozan Homeros'un Destanlarına konu aldığı meşhur Troya Savaşları'nın cereyan ettiği topraklar, artık bugün ne bir mitolojinin yaşandığı ne de akıl almaz entrikaların çevrildiği topraklardır. Çanakkale'ye 30 kilometre mesafede bulunan bu topraklarda M.Ö. 3000 yılından bu yana geçmişini anılarını gözlerimizin önüne seren bir uygarlık kalıntısı bulunmakta- dır. Her geçen gün, yüz binlerce insanın geçmişi tekrar yaşarcasına gezdiği Troya şehrinin kalıntıları insana "Keşke Svhlieman hazineleri bulmak uğruna burayı tahrip etmeseydi de siz Troya'nın arkeolojik kalıntılarını daha iyi inceleyebilme fırsatını bulabilseydiniz..." dercesine sessizce ziyaretçilerini beklemektedir.
     Troya'da ilk sistemli kazılar, W.Dörpfeld tarafından başlatıl- mış ve bunu da 1923 - 1938 yılları arasında Prof. Carl Ble- gen'in kazıları izlemiştir. Bugün, Troya'da Çanakkale Vali- liği'nce geniş kapsamlı çevre düzenlemeleri yapılmaktadır. Blegen'in kazıları sonucu ortaya çıkartılan Troya'nın stratigrafisine göre M.Ö. 3000 ile M.S. 400 yılları arasında 9 değişik tabaka halinde yerleşme merkezlerinin mevcut olduğu tesbit edilmiştir. Bu yerleşme merkezlerini sıra ile inceleyecek olursak;
     Troya-I (M.Ö. 3000-2500): Anadolu Erken Tunç çağını yaşadığı dönemlerde, Kusura, Karataş, Beyce Sultan, Alacahöyük, Aslan- tepe, İkiztepe, Pulur, Köşkerbaba ve Troya I en önemli yerleşme merkezleri olarak görülmektedir.
     Yukarıda sayılan tüm bu merkezlerin en tekamül etmişi Troya I dır. Duvarları balık sırtı biçiminde taşlarla örülmüş Megaron tipi evlerin bulunduğu Troya I. yerleşme merkezinde, Prof. Carl Blegen'in başkanlığın- daki kazı heyeti tarafından üzerinde insan yüzü tasvir edilmiş bir kabartma bulunmuş olup, bugün İstan- bul Arkeoloji Müzesindedir.
     Troya-II (M.Ö. 2500-2000): Troya I. in üzerinde kurulmuş olup, Orta Tunç Çağı Anadolu'sunun teokratik beylikleri tarafından yöne- tilen iki önemli merkezden birisidir. Troya I.de görülen Megaron tipi evlere Troya II. de rastlanılmaktadır. Homeros'un destanlarında sözünü ettiği Priamos'un hazineleri sanılarak maceracı Schlieman tarafından Almanya'ya kaçırılan ve İkinci Dünya Savaşına kadar Völkerkunde müzesinde sergilenen üç altın taç, atmış altın küpe, birçok altın iğne ve altın takı, on beş altın ve gümüş vazo, birçok altın yüzük ve saç tokası, bu küçük yerleşme yerinin sur duvarları arasında bulunmuştur.
     Troya-III, Troya-IV ve Troya-V (M.Ö. 2000-1900): Orta Tnuç Çağı Anadolusu'nun yerleşme merkezlerindendir. Troya I. ve II.nin uzantısı olmuşlardır.
     Troya-VI (M.Ö. 1900-1300): M.Ö. 1900-1300 yılları arasını yaşayan bu tabaka, 1893 yılında yapılan kazılarda meydana çıkarılmıştır. Bir yer sar- sıntısı sonunda yıkılmıştır. Şehir surları çok iyi korunmuştur.
     Troya-VII (M.Ö. 1300-900): M.Ö. 900-350 yılları arasını yaşayan bu tabaka fakir bir çağa aittir. Yunan şehirleri karakterini taşımaktadır.
     Troya-IX (M.Ö. 350 - M.S. 400) : M.Ö. 350-M.S.400 yılları arasını yaşayan en üstteki tabakadır. Burada Roma eserleri çok iyi korunmuştur. Athena Mabedi'nin ve Tiyatro'nun kalıntıları bulunmak- tadır. Son yıllarda Tubingen Üniversitesinden Arkeoloji Prof. Sn. Manfred Korfmann tarafından yapılan kazı ve restorasyon çalışmaları Troya'ya yepyeni bir çehre kazandırmaktadır.